http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/issue/feed Tralleis Elektronik Dergisi 2019-04-25T15:34:35+03:00 Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Koçarlı Meslek Yüksekokulu kocarlimyo@adu.edu.tr Open Journal Systems <p align="justify">Adnan Menderes Üniversitesi Koçarlı Meslek Yüksekokulu bünyesinde çıkarılan Tralleis Tarım Bilimleri e-Dergisi; Tarım Teknolojileri, Hayvancılık Bilimleri, Bitkisel Üretim ve Mühendislik bilimleri alanında yürütülen çalışmalardan üretilen orijinal araştırma makaleleri ve alanında özgün derlemeleri yayınlayan ulusal hakemli bir dergidir. Yılda iki kez yayınlanan derginin yayım dili Türkçedir.</p> <p align="justify">&nbsp;</p> http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/5 Farklı Bor Uygulamalarının Kırmızı Biberin Çimlenmesi Ve Fide Gelişimi Üzerine Etkileri 2018-12-18T06:35:08+03:00 Ahmet TURHAN turhan@uludag.edu.tr <p>Bu çalışmada; farklı bor uygulamalarının biberde (Capsicum annuum L.) çimlenme/çıkış ve fide gelişimi ile ilgili parametreler üzerine etkileri araştırılmıştır. Bu doğrultuda 8 farklı bor dozu (0, 0.5, 1.0, 2.0, 3.0, 4.0, 5.0, 6.0 mg L-1) tohum ve fidelere uygulanmıştır. Bitkisel materyal olarak yerel Azatlı kırmızı biber çeşidi kullanılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, farklı bor konsantrasyonları, söz konusu çimlenme/çıkış ve fide gelişmi özelliklerinin tümünde istatistiksel olarak önemli ölçüde etkiye sahip olmuştur. Bor konsantrasyonunun 2.0 mg L-1’nin üzerinde olduğu koşullarda çimlenme oranı ve çimlenme indeksi, 1.0 mg L-1’nin üzerindeki koşullarda ise fide çıkış değerleri azalmaya başlamıştır. Buna karşın, bor düzeyinin 2.0 mg L1‘nin üzerine çıkarılması ile çimlenme süresi artış göstermiş ve tohumlarda çimlenme daha uzun sürede gerçekleşmiştir. Düşük bor konsantrasyonları (≤ 2.0 mg L-1), fidelerin ortalama kök boyu, kök yaş ve kuru ağırlığı, gövde kuru ağırlıklarında istatistiki olarak önemli etki meydana getirmemesine rağmen, uygulanan bor konsantrasyonundaki yükselme (&gt;2.0 mg L-1) söz konusu parametrelerde azaltıcı etki yapmıştır. Gövde boyu, yaprak yaş ağırlığı, tolerans indeksi değerleri 1.0 mg L-1 ve gövde yaş, yaprak kuru ağırlıkları da 0.5 mg L-1üzerinde artan dozlardan olumsuz yönde etkilenmiştir. Elde edilen veriler tüm yönleri ile değerlendirildiğinde; düşük bor konsantrasyonlarının tohum çimlenmesi ve fide gelişimini olumlu etkileyeceği, sulama suyu bor konsantrasyonu sınırının 2.0 mg L-1 olması gerektiği ve seviyenin üzerindeki artışların %C</p> 2018-12-18T05:28:47+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/6 Buğdayda Tane Dolum Dönemindeki Yüksek Sıcaklığın Protein Yapısına Etkisi 2018-12-19T10:51:06+03:00 Ali YİĞİT ali.yigit@adu.edu.tr Osman EREKUL oerekul@adu.edu.tr <p>Yüksek sıcaklık stresi bitkilerde önemli oranda verim kayıplarına neden olan önemli çevresel etmenlerden birisidir. Buğday bitkisinin generatif gelişme dönemlerinde açığa çıkan stres koşulları bitkide depo edilen besin maddelerinin taneye taşınmasını engellemektedir. Yüksek sıcaklık nedeniyle ortaya çıkan polen fertilitesi başakta tane sayısını azaltarak verimi düşürmektedir. Çiçeklenme ve tane dolum dönemleri arasındaki sıcaklıklar tane iriliği, nişasta miktarı ve protein miktarında önemli değişikliklere yol açması nedeniyle ekmeklik buğday kalitesini de etkilemektedir. Sıcaklık stresi sonucu olarak gluten proteinini oluşturan gliadin/glutenin fraksiyonları oranındaki düşüşler hamur özelliklerini olumsuz etkilemektedir. Stres koşullarına dayanıklılık mekanizmalarından olan antioksidan savunma sistemi, ısı şok proteinleri ve bayrak yaprağın yeşil kalma süresi bitkinin genetik özelliklerine göre değişmektedir.Yüksek sıcaklık stresi koşullarında yüksek verim ve kaliteli ekmeklik buğday çeşitlerinin geliştirilmesine neden olacak mekanizmaların araştırılması dayanıklı çeşitlerin geliştirilmesine olanak tanımaktadır.</p> <p>Yapılan bu çalışmada; buğday bitkisinde yüksek sıcaklıkların bitki fizyolojisine etkileri araştırılarak özellikle tane dolum dönemi boyunca besin elementlerinin taşınması, gluten protein fraksiyonları ve ısı şok proteinlerinin değişimleri incelenerek protein ve ekmeklik kalitesine olan etkileri incelenmiştir. <br>Cilt</p> 2018-12-18T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/3 Silifke Yerel Koşullarında Muz Serası Yapımı ve Önemi 2018-12-19T10:55:36+03:00 Aşkın BAHAR askinbahar@selcuk.edu.tr Levent SON leventson@meu.edu.tr <p align="justify">Türkiye’de muz üretimi yoğun olarak Akdeniz Bölgesinde subtropik iklim özelliği gösteren kıyı alanlarda yapılmaktadır. Bu çalışma, son yıllarda örtü altı muz yetiştiriciliğinin çok hızlı geliştiği Silifke yöresinde yapılmıştır. Çalışmayla Silifke yöresinde yerel muz seralarının yapım maliyetinin ortaya konulması amaçlanmıştır. Örtü altı muz yetiştiriciliğinde ilk kurulum maliyetleri çok fazladır. Buna karşılık yüksek getirisi nedeniyle üreticiler örtü altı yetiştiriciliğini tercih etmektedirler. Türkiye’de subtropik bölgelerde don olaylarına dayanım açısından erkenci üretim yapılması, meyve kalitesi ve verimin yüksek olmasından dolayı örtü altında muz üretiminden açıkta yapılan üretime göre daha iyi sonuç elde edilmiştir. Silifke’de açık alanda muz yetiştiriciliği kuvvetli yerel rüzgarlar nedeniyle yapılamamaktadır. Başlangıçta sebze seraları içerisinde muz yetiştiriciliği denenmiş, fakat istenilen verim ve kalite elde edilememiştir. 2015 yılında muzun getirisinin fazla olması nedeniyle yerel koşullarda yüksek muz seraları imal edilmeye başlanarak muz yetiştiriciliğine başlanmıştır.&nbsp; Bu imal edilen seralar ticari firmalara yaptırılan seralara göre rüzgar yükü hesaplanarak yapıldığından dolayı daha sağlam olmaktadır. Ayrıca bu seraları yerel imalatçılar yaptığı için işçilik daha az ve ucuz olmaktadır.&nbsp; Silifke’de 2018 yılının Haziran ayında 1 m<sup>2</sup> sera alanı maliyeti ticari firmalarda 20-25 Euro, yerel işletmelerde ise en fazla 10-12 Euro olmaktadır.&nbsp; Yerel seraların maliyetinin düşük olması ve iç piyasada muzun talep görmesi nedeniyle Silifke’de örtü altında muz yetiştiriciliği her geçen gün artış göstermektedir.</p> 2018-11-09T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/7 Farklı Fermantasyon Koşullarında Üretilen Fermente Kırmızılâhananın Özellikleri 2018-12-19T10:58:56+03:00 AŞKIN ECE KESER askinecekesers@gmail.com Hatice KALKAN YILDIRIM hyildirim@eu.edu.tr <p>Bu çalışmada kırmızılâhana salamura ve kuru tuzlama olmak üzere iki farklı fermantasyon yöntemi uygulanmıştır. Uygulanan işlemler sonucunda kırmızılâhana örneklerinin toplam fenolik madde miktarı, antioksidan kapasitesi, renk özelliklerinin değişimi incelenmiştir. Araştırma sonucunda toplam fenolik madde miktarının en yüksek olduğu fermente kırmızılâhananın %6 tuzla hazırlanan salamura turşusu olduğu ortaya çıkmıştır. Antioksidan değerleri arasında ise büyük farklılıklar belirlenmemiş olup, renk analizi sonucunda ise salamura ile hazırlanan (%6 ve %2,5 tuz) örneklerin a ve b değerlerinin kuru tuzlamayla hazırlanan turşulara göre daha yüksek olduğuortaya çıkmıştır. Elde edilen sonuçlara göre laktik asit fermantasyonuyla meydana gelen fermente kırmızılahananın medikal özellikleri araştırılmaktadır.</p> 2018-12-18T06:14:04+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/8 Büyük Menderes Deltası Toprak Özelliklerinin Zamansal Değişimleri 2018-12-18T06:32:37+03:00 Birce Beliz HAMUT belizzhamut@hotmail.com Levent ATANIR l.atanir@adu.edu.tr <p>Büyük Menderes Nehrinin taşıdığı sedimentleri Ege Denizi içerisinde biriktirmesi sonucu meydana gelmiş olan Büyük Menderes Deltası ülkemizdeki önemli milli parklardan biridir. Delta yoğun tarımsal faaliyetlerin baskısı altındadır. Gelgit, taşkın ve tarımsal uygulamalar ise delta topraklarında değişimlere sebep olabilecek unsurlardır. Fiziksel ve kimyasal toprak özelliklerindeki değişimler alandaki fauna ve flora çeşitliliğini etkilemektedir. Bu çalışma, Büyük Menderes Deltasında 10 yıl önce tespit edilmiş ve coğrafi bilgi sistemi ortamına aktarılmış olan toprak özelliklerinin günümüzde aynı noktalardan yapılan örneklemeleri sonucunda meydana gelen değişimlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Çalışma alanında 1x1 km’lik grid ağında 0-30 ve 30-60 cm derinliklerdeki toprak örneklerinden elde edilmiş olan analiz sonuçları veri tabanına ilave bilgi olarak aktarılmıştır. Geçen süre içerisinde toprak parametrelerinde ortaya çıkan değişimler haritalarla ve alansal verilerle ortaya konulmuştur.</p> 2018-12-18T06:32:37+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/9 Ksilanaz İnhibitörleri ve Ekmek Üretimindeki Etkileri 2018-12-19T11:34:47+03:00 Kübra TULUK kubratuluk@gmail.com Burak ALTINEL burakaltinel@eu.edu.tr <p>Ksilanazlar, ekmek üretiminde yaygın olarak kullanılan enzimlerdir. Ekmek üretiminde kullanılan ksilanazların etkileri birçok faktöre bağlı olarak değişebilmektedir. Tahıllarda bulunan doğal ksilanaz inhibitörleri de ksilanazların etkilerini sınırlayan veya engelleyen önemli faktörlerden bir tanesidir. Tahıllarda üç farklı ksilanaz inhibitor sınıfının varlığı tespit edilmiştir. Bunlar; Triticum aestivum ksilanaz inhibitörü (TAXI-Triticum aestivum Xylanase Inhibitor), ksilanaz inhibe edici protein (XIP-Xylanase Inhibitor Protein) ve taumatin (Thaumatococcus daniellii bitkisinin tohumlarından elde edilen tatlı özelliklerdeki protein) benzeri ksilanaz inhibitörüdür (TLXI-Thaumatin Like Xylanase Inhibitor). Literatürde; TAXI<br>ksilanaz inhibitörlerinin fungal ve bakteriyel GH11 ailesine ait ksilanazlar üzerinde etkili olduğu ancak GH10 ailesine ait ksilanazlar üzerinde etkili olmadığı, XIP ksilanaz inhibitörlerinin ise GH10 ve GH11 ailelerine ait fungal ksilanazlar üzerinde etkili olduğu belirtilmiştir. Ksilanaz inhibitörlerinin bu etkileri sebebiyle ve ksilanaz enziminden beklenen faydanın sağlanması amacıyla, ekmek üretiminde daha fazla miktarda ksilanaz kullanılması önerilebilir. Ancak bu durum, üretim maliyetinin artmasına sebep olacaktır. Diğer taraftan, ksilanaz inhibitörlerinin varlığı ile arabinoksilanların aşırı hidrolizinin engellemesinin ekmek üretiminde fayda sağlayabileceği de dikkate alınması gereken bir durumdur. Bu sebeplerle,<br>doğal ksilanaz inhibitörlerine karşı daha dirençli ksilanazların üretimi ve üretilecek yeni enzimlerin ekmek üretimindeki etkilerinin belirlenmesi konusunda yapılacak kapsamlı çalışmalar, bilimsel ve endüstriyel açıdan önem teşkil etmektedir.</p> 2018-12-18T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/10 Gıda Endüstrisinde Pazarlamaya Yönelik Büyük Veri (Big Data) 2018-12-19T11:13:49+03:00 Büşra ASTEKİN busraastekin@gmail.com Fatih ÖZDEN fatihozden@eu.edu.tr Akın OLGUN akinolgun@eu.edu.tr <p>Mobil iletişim araçlarının artışı, nesnelerin interneti ve sosyal medya kullanımının yaygınlaşması ile dijital ortamda bulunan verinin çeşitliliği, hacmi ve hızı dramatik derecede artış göstermiştir. Büyük verinin yaygınlaşması ile birlikte, geleneksel analiz yöntemleri yerini ileri düzey analitik teknolojilere bırakmıştır. Büyük veri ve ileri düzey analitik teknolojilerinin yaygınlaşması, manuel analiz edilemeyecek ölçekteki bu veriden otomatik olarak yeni anlayışlar çıkarsamayı ve bu anlayışlar doğrultusunda karar destek mekanizmalarını geliştirmeyi sağlamıştır. Gelişen ve iyileşen karar destek mekanizmaları, tüm sektörleri ve iş modellerini etkilemiş, ürün ve hizmet kalitesini arttırmaya yönelik yeni araştırma ve uygulama <br>alanları oluşturmuştur. Dünyanın en kapsamlı ve önemli faaliyet alanlarından birisi olan gıda sanayii de büyük veri ve ileri düzey analitik teknolojilerinin gücünden etkilenmiştir ve önümüzdeki dönemlerde daha da etkilenecektir. Bu etkilenme kendisini ağırlıklı olarak pazarlama alanında gösterecektir. Büyük veri sadece küresel ekonominin önemli bir gücü olan gıda sektöründe değil, bu sektörle ilgili olan nakliyecilere, perakendecilere, restoranlara ve tüketicilere kadar geniş bir kesimi etkilemektedir. Tüketiciyi daha iyi anlamak, piyasa eğilimlerini ortaya çıkarmak, satış etkinliğini ve müşteri memnuniyetini ölçmek, talep tahminlemek, pazarlama ve tedarik stratejileri geliştirmek üzere büyük veri analiz araçlarından <br>ve yöntemlerinden yararlanılmaktadır. Bu çalışmada, büyük verinin gıda endüstrisindeki rolü ve etkileri analiz edilecektir. Dünyada ve Türkiye’de bu konuda gerçekleştirilen çalışmalar örnekler ile incelenecektir. Bu alandaki çalışmaların güçlü ve zayıf noktalar</p> 2018-12-18T06:58:56+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/11 Güney Ege Bölgesindeki Ruminant Türlerinde (Sığır, Koyun ve Keçi) Akabane Virus Enfeksiyonunun Serolojik ve Virolojik Yönden Araştırılması 2018-12-19T11:19:36+03:00 Çiğdem OĞUZOĞLU oguzoglu@ankara.edu.tr Taylan KOÇ btkoc@adu.edu.tr <p>Akabane virus (AKAV), Bunyaviridae ailesinin bir üyesi olup, ruminantlarda abort, kongenital anomalili yavru doğumları, mumufiye fötus olguları gibi reproduktif sisteme ait bulgular ile karakterize bir enfeksiyon meydana getirir. AKAV; Uzakdoğu Asya, Avustralya ve Orta Doğu’da sıklıkla görülen bu enfeksiyonun Türkiye’de de varlığı ve yaygınlığı bilinmektedir. Son yıllarda küresel ısınma ve iklim değişikliği etkisi ile bir arbovirus olan AKAV’ın ülkemizde görülme sıklığının artışı dikkat çekicidir.</p> <p>Bu çalışmada AKAV’nun naklinde görevli sokucu sinek popülasyonundan zengin bir bölge olan Ege’de ruminant türlerinde (sığır, koyun, keçi) enfeksiyonun varlığının ve seroprevalansının araştırılması amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında, Aydın’ın kuzeydoğusunda yer alan Köşk-Buharkent ve İzmir’in güneydoğusunda yer alan Tire-Ödemiş-Kiraz hatlarından 100 sığır, 52 koyun ve 33 keçiye ait toplamda 185 hayvandan alınan EDTA’lı tam kan ve serum örnekleri incelenmiştir.</p> <p>Hem moleküler virolojik hem de serolojik tanıda herhangi bir pozitiflik saptanmamıştır. Bu sonuç AKAV enfeksiyonunun Güney Ege bölgesinde yaygın bir pozitifliğinin olmadığını gösterse de; örneklem alanının ve örnek sayısının genişletilerek sonuçların teyit edilmesi önerilmektedir. Ayrıca AKAV epidemiyolojisi hakkında detaylı bilgiye ulaşmak için; örneklemenin sokucu sineklerin aktif olduğu dönemde yapılması ve sinek örneklerinin de virolojik taramaya dahil edilmesinin önemli olduğu unutulmamalıdır.</p> 2018-12-18T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/12 Peyniraltı Suyu ve Türkiye’de Değerlendirilmesi 2018-12-19T11:23:13+03:00 Oktay YERLİKAYA oktay.yerlikaya@ege.edu.tr Aslı AKPINAR asliakpinar@eu.edu.tr Ecem AKAN ecemakan@eu.edu.tr Harun Raşit UYSAL harunuysal@eu.edu.tr <p>Sütün peynir mayası veya organik asitle pıhtılaştırılmasından ve peynirin esasını oluşturan pıhtının alınmasından sonra, geri kalan yeşilimsi sarı renkteki kısım peyniraltı suyu olarak adlandırılmaktadır. Peynir üretiminin bir yan ürünü olarak sıklıkla atık olarak atılsa veya hayvan yiyeceği olarak kullanılsa da, peyniraltı suyu zengin bileşim öğeleri nedeniyle yeni gıda ürünlerinin üretiminde de kullanılabilmektedir. Peyniraltı suyunun özellikleri ve bileşimi peynir üretim teknolojisine ve peynir üretiminde kullanılan sütün kalitesine bağlı olarak değişim göstermektedir. Bu çalışmada pek çok besin öğesi açısından oldukça zengin olan peynir altı suyunun özellikleri ve Türkiye’de değerlendirilme durumundan bahsedilecektir.</p> 2018-12-18T07:17:15+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/13 Tuz Stresi Koşullarında Baklanın Antioksidan Aktivitesi Üzerine Yapraktan Silikon Uygulamasının Etkisi 2018-12-19T11:27:02+03:00 İlkay YAVAŞ iyavas@adu.edu.tr Özlem Sultan ASLANTÜRK oaslanturk@adu.edu.tr Tülay Aşkın ÇELİK tcelik@adu.edu.tr <p>Tuzluluk, bitki fizyolojisinde olumsuzluklara ve ayrıca fizyolojik kuraklığa da yol açarak bitki büyümesinde azalmaya neden olmaktadır. Silikon bitki gelişimi için önemli bir element olup, tuzlu koşullar altında bitki gelişiminin önemli derecede artmasına yardımcı olmaktadır. Bu çalışmada, tuz stresi altındaki bakla bitkilerine silikon uygulamasının bitkinin antioksidan aktivitesi üzerine olan etkisi araştırılmış ve bitkinin fitokimyasal madde içeriği analiz edilmiştir. 21 günlük bakla fidelerine 4 farklı konsantrasyonda (0, 50, 100, 150 mM) tuz (NaCI) uygulaması yapılmıştır. Tuz uygulaması deneme sonuna kadar devam etmiştir. Silikon uygulaması (2mM) ekimden 30, 60 ve 80 gün sonra sodyum silikat şeklinde yapraktan yapılmıştır. Bitki örnekleri muameleler yapıldıktan 90 gün sonra toplanmıştır. Toplanan bakla bitkilerinin toprak üstü kısımları kurutulduktan sonra, bu kısımlardan metanol ekstreleri elde edilmiştir. Elde edilen metanol ekstrelerinde fitokimyasal madde taramaları yapılmış, ekstrelerin antioksidan aktiviteleri DPPH radikalini süpürme, H2O2 süpürme ve metal şelatlama yöntemleri kullanılarak belirlenmiştir.</p> <p>Fitokimyasal madde taramaları sonucunda tuz ve tuz+silikon ile muamele edilmiş olan bakla bitkisinden elde edilen metanol ekstrelerinde fenollerin, tanenlerin, antrokinonların ve saponinlerin bulunduğu belirlenmiştir. Muameleli bakla bitkilerinin metanol ekstreleri yüksek DPPH süpürme aktivitesi gösterirken, metal iyonu şelatlama aktivitesi ise düşük olmuş, H2O2 süpürme aktivitesi ise tespit edilememiştir.</p> 2018-12-18T07:36:07+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/14 Ev Yapımı Sirkelerde Escherichia coli, Enterococcus faecalis ve Pediococcus acidilactici’nin Canlı Kalma Durumları 2018-12-19T11:29:33+03:00 İlkin Yücel ŞENGÜN ilkin.sengun@ege.edu.tr Gülden KILIÇ guldenkilic@eu.edu.tr <p>Bu çalışma, evlerde geleneksel yöntemlerle üretilen incir ve dut sirkelerinin depolama sürecinde farklı mikroorganizmaların canlı kalma durumları üzerine etkilerini belirlemek üzere yürütülmüştür. Bu amaçla test kültürü olarak Escherichia coli, Enterococcus faecalis ve Pediococcus acidilactici kullanılmıştır. Bakteri kültürleri ile yaklaşık 7 log KOB/mL düzeyinde inoküle edilen sirke örnekleri oda koşullarında (20°C) 24 saat depolanmış ve bu süreçte periyodik olarak (0. dakika, 15. dakika, 30. dakika, 60. dakika, 4. saat, 8. saat ve 24. saat) analiz edilmiştir. İncir ve dut sirkelerinin pH değerleri sırasıyla 3.75 ve 2.87, toplam asitlik değerleri ise 3.67 ve 4.07 g asetik asit /100 mL olarak belirlenmiştir. E. coli hücrelerinin incir sirkesinde<br>8 saatte, dut sirkesinde 30 dakikada tamamen inaktive olduğu, E. faecalis’in ise incir ve dut sirkesinde benzer sürelerde canlılığını sürdürdüğü (8 saat) tespit edilmiştir. Bununla birlikte incir sirkesinde en uzun süre canlılığını sürdüren bakterinin P. acidilactici olduğu ve 24 saatlik süre sonunda P. acidilactici sayısının incir sirkesinde sadece 3 logaritmik birim azaldığı belirlenmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar, evlerde kontrolsüz şartlar altında üretilen sirkelerin farklı mikroorganizmalar üzerine antimikrobiyal etki gösterdiğini ve bu etkinin kullanılan sirke türü, test kültürü ve temas süresine bağlı olarak değiştiğini ortaya koymuştur.</p> 2018-12-18T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/15 Farklı Oranlarda Bamya Tozu İkamesinin Beyaz Ekmeğin Bazı Kalite Özellikleri Üzerine Etkisi 2018-12-19T11:38:08+03:00 Kübra TULUK kubratuluk@gmail.com Burak ALTINEL burakaltinel@eu.edu.tr Şebnem TAVMAN sebnemtavman@eu.edu.tr Seher KUMCUOĞLU seherkumcuoglu@eu.edu.tr Şelale GLAUE selaleglaue@eu.edu.tr <p>Abelmoschus esculentus genellikle bamya olarak bilinmekte ve dünyanın birçok bölgesinde yetiştirilmektedir. Bamya, suda çözünebilen polisakkaritler açısından oldukça zengindir. Bitkisel kaynaklı nişasta olmayan polisakkaritler (gamlar), gıdaların reolojik ve dokusal özelliklerini kontrol etmek ve ya değiştirmek için mükemmel bir sabitleyici ve kıvam verici maddelerdir. Literatür verileri incelendiğinde; bamya polisakkaritlerinin ekmek kalite özellikleri üzerine etkilerini araştırmak amacıyla yapılan çok az sayıda çalışma mevcuttur. Bu nedenle bu çalışma kapsamında, ekmeklik buğday ununa %1, 2, 3, 4 ve 5 oranlarında ikame edilen bamya tozunun ekmek kalitesi üzerine etkileri belirlenmiş ve değerlendirilmiştir. Bamya<br>tozu, taze bamyanın kurutulması ve kurutulduktan sonra öğütülmesi sonucunda elde edilmiştir. Kontrol örneği ve % 1, 2, 3, 4 ve 5 bamya tozu ikameli örnekler olmak üzere 6 farklı ekmek formülasyonu kullanılmıştır. Ekmeklerin kalite özellikleri; ekmek hacmi, spesifik hacim, pişme kaybı, nem miktarı ve ekmek içi dokusal özellikleri analiz edilerek değerlendirilmiştir.</p> <p>En yüksek hacim miktarına sahip örnek kontrol örneği olarak belirlenirken; bamya tozunun ikame oranı arttıkça ekmeklerin spesifik hacim değerlerinin azaldığı belirlenmiştir. Ancak, % 4 ve % 5 ikameli örneklerin spesifik hacim değerlerinin diğer ekmek örnekleri arasındaki en düşük spesifik hacim değerleri olduğu belirlenmiş ve aralarındaki fark istatistiksel açıdan önemsiz bulunmuştur (P&lt;0.05). Bu bulgular, bamya tozunda bulunan hidrofilik polisakkaritlerin hamurdaki gluten oluşumunu olumsuz etkilediğini göstermiştir. Ayrıca, bamya tozunda bulunan çözünebilir lif içeriğinin de buğday-gluten gelişimini azalttığı ve bu yüzden ekmek hacminin olumsuz etkilendiğini de söylemek mümkündür. % 5 ikameli örneğin pişme kaybı değeri en düşük bulunurken; nem miktarı ise en yüksek bulunmuştur. Bu sonucun, bamya tozunun lif içeriğinden kaynaklandığı söylenebilir. Unda lif içeriğinin yüksek olması, ekmek üretiminde kullanılan unun su tutma kapasitesini arttırmakta ve böylece pişme kaybı azalmakta ve sonuçta ekmeğin nem miktarı artmaktadır. Doku profili analizi verileri incelendiğinde; kontrol örneğinin ve % 1 ikameli örneğin analiz sonuçları benzer bulunurken; % 2, 3, 4 ve 5 ikameli örneklerin ekmek içi dokusal özelliklerini kötüleştirdiği belirlenmiştir.</p> <p>Sonuçlar genel olarak değerlendirildiğinde; bamya tozunda bulunan nişasta olmayan polisakkaritlerin, ekmek hacmi ve ekmek içi dokusal özellikleri gibi ekmeğin kalite karakteristiklerini olumsuz etkilediğini söylemek mümkündür. Ancak, bu çalışma ile; % 1<br>oranında bamya tozu ikamesinin, ekmeğin kalite karakteristikleri üzerinde kontrol örneğine kıyasla dikkate değer bir etkisinin olmadığı belirlenmiştir.</p> 2018-12-18T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/18 İkonos Sayısal Uydu Verilerinin Detaylı Toprak Haritalarının Hazırlanmasında Kullanılma Olanaklarının Aydın İli Karpuzlu Ovasında Araştırılması 2018-12-19T11:43:42+03:00 Levent ATANIR l.atanir@adu.edu.tr Ural DİNÇ uraldinc@cu.edu.tr <p>Bu çalışmada, yoğun tarım yapılan alanlarda detaylı toprak haritalarının oluşturulmasında yüksek çözünürlüklü uydu verilerinin kullanılması olanakları Ege Bölgesi Karpuzlu Ovası örneğinde araştırılmıştır. IKONOS uydu görüntüsü ile oluşturulan normalize edilmiş bitki indeksi (NDVI) sonuçlarına göre çalışma alanının %55.7 sinin farklı yoğunluktaki bitki örtüsü ile kaplı bulunduğu belirlenmiştir. Arazi çalışmaları sonrasında, 7 farklı fizyografik birim üzerinde anlamlı ayrıcalıkları olan 18 ayrı toprak serisi tespit edilmiştir. Seri toprakları Toprak Taksonomisine göre Entisol ve Inceptisol olarak sınıflandırılmıştır. Çalışma alanı toprakları 1/5.000 ölçekte&nbsp;etüt edilmiş ve haritalanmıştır. Oluşturulan IKONOS zenginleştirilmiş görüntüsü yorum haritası seçilen test alanlarında görsel yorumlamanın doğruluğunu belirlemek için detaylı toprak haritası ile karşılaştırılmıştır. Çizgisel doğruluk oranının % 65.4 ve noktasal doğruluk oranının ise % 64.8 olduğu belirlenmiştir.</p> <p>Sonuçta, zenginleştirilmiş IKONOS uydu görüntülerinin göz yorumuyla monoskopik olarak elde edilen taslak haritaların belli oranda doğruluk sağladığı ve arazide sınırların belirlenmesinde harcanan zamanı azaltarak detaylı toprak etüd haritalama çalışmalarında toprak etüd uzmanlarına bazı avantajlar sağladığı ortaya konulmuştur.</p> 2018-12-18T21:29:32+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/2 Manisa- Sarıgöl İlçesinde Üreticilerin Pestisit Kullanımı Konusunda Anket Sonuçları 2018-12-19T10:46:41+03:00 Mehmet ERDİL mehmeteerdil@gmail.com Osman TİRYAKİ osmantiryaki@comu.edu.tr <p align="justify">Günümüzde teknolojik gelişmelerine paralel olarak pestisit kullanımı gittikce artmaktadır. Bilinçsiz pestisit kullanımı tarımsal ürünlerde kalıntı riski ve çevresel risk oluşturmaktadır. Bu araştırma Manisa İlinin Sarıgöl İlçesinde çiftçilerin pestisit kulanımındaki tutum ve davranışlarına ve pestisit seçimindeki bilgi düzeyine ile çevresel duyarlılıklarının araştırılmasına odaklıdır. Anket uygulanacak üretici sayısı, Sarıgöl nüfusuna göre ‘Oran Ortalamalarına Dayalı Basit Tesadüfi Örnekleme’ metoduyla hesaplanmış, 384 üretici ile görüşülüp anket çalışması yapılmıştır. Üreticilerin, % 49.7’si ilkokul mezunu, % 27.3 45-54 yaş aralıgında, % 31.8’i 21-30 yıl çiftçilik deneyimi olduğu belirlenmiştir.</p> <p align="justify">Üreticilerin % 97.9’u hastalık ve zararlılar ile kimyasal mücadeleyi tercih ettiğini, % 44.6’sı sulama suyu ile yabancıot ve hastalık geldiğini, % 65.6’sı ilaçlamalarını akşam saatinde yaptıklarını, % 69.9’u hastalık ve zararlı görülmediği zaman ilaçlama yapmadığını, % 78.1’i son ilaçlama ile hasat arası süreye dikkat etiğini, % 42.4’ü ilaçlama zamanını belirlemede Zirai İlaç Bayilerinden bilgi aldığını, % 62.8’i ilaçlarını Zirai İlaç Bayilerinden temin etiğini, % 79.9’u ilaçlarda önerilen dozu uyguladığı, % 60.4’ü ilaçlama ile hasat arası sürenin kalıntıya etki edebileceğini, % 43’ü MRL kavramını bildiğini belirtmişlerdir. Ayrıca çevresel duyarlılık anlamında üreticilerin % 12.5’i boşalan ilaç kutularını çevreye attıklarını belirtmişlerdir.</p> <p align="justify">Sonuç olarak, çoğu çiftçi pestisit kalıntılarına dikkat etmektedir. Bunun nedeni, ilçede üretilen ürünlerin ihraç edilmesi ve ihraç edilen mallar için pestisit kalıntılarının önemli olmasıdır.</p> 2018-11-07T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/16 Altı Farklı Bitkiden Elde Edilen Uçucu Yağların Patates Böceği (Leptinotarsa decemlineata Say, 1824 (Coleoptera: Chrysomelidae)) Erginlerine Karşı İnsektisidal Etkileri 2018-12-19T11:48:20+03:00 Memiş KESDEK memiskesdek@mu.edu.tr Ayşe USANMAZ BOZHÜYÜK aysebozhoyuk@igu.edu.tr Şaban KORDALI sabankordali@mu.edu.tr <p>Patates böceği (Leptinotarsa decemlineata Say, 1824 (Coleoptera: Chrysomelidae)) Solanaceae familyası türlerinde özellikle de patates (Solanum tuberosum L.) bitkisinde önemli derecede zarara neden Meksika kökenli bir koleopter türüdür. Bu çalışmada, altı farklı bitkiden (Ocimum basilicum L., Origanum majorana L., Ruta graveolens L., Salvia pratensis L., Thymbra spicata L. ve Ziziphora clinopodioides Lam.) elde edilen uçucu yağların 10, 15 ve 20 µL/petri’lik dozlarının patates böceğinin erginleri üzerindeki insektisidal etkileri araştırılmıştır. Testler, laboratuvar şartlarında (25±1ºC sıcaklık ve %65±5 orantılı nem ve 14/10 aydınlık/karanlık koşullarında) ve petri (9 × 1.5 cm) kaplarında yapılmıştır. Her denemede petri kaplarına 10’ar adet ergin böcek ve beslenmeleri için yeterli miktarda (10’ar gr) taze patates yaprağı konulmuştur. Tüm denemeler 3 tekerrürlü olarak gerçekleştirilmiştir. Negatif kontrol olarak, saf su+etanol, pozitif kontrol olarak ise Deltamethrin aktif maddeli İzoldesis 2,5 EC kimyasalı kullanılmıştır. Böceklerin 24., 48., 72. ve 96. saatlerindeki ölüm sayımları yapılmıştır. 96 saat sonunda ergin böceklerin ölüm oranları %10.0 ile %100 arasında bulunmuştur. En fazla ölüm oranı S. pratensis uçucu yağı için (%93.3-%100 arasında) kaydedilirken, en az ölüm oranı ise O. basilicum uçucu yağı için (%10.0 ile %80.0 arasında) kaydedilmiştir. Bununla birlikte, O. majorana, S. pratensis, T. spicata ve Z. clinopodioides bitkilerinden elde edilen uçucu yağların tüm dozlarında ölüm oranları %80.0’nin üzerinde saptanmıştır. Genel olarak, denemelerde uçucu yağların dozları ve maruz kalma süreleri arttıkça ergin böceklerin ölüm oranlarının da arttığı gözlemlenmiştir. LD değerleri dikkate alındığında, LD50 ve LD90&nbsp;değerlerine göre en fazla toksidite S. pratensis uçucu yağı için (LD50, 3.785 µL/böcek; LD90, 8.899 µL/böcek), en&nbsp;az toksisite ise O. basilicum uçucu yağı için (LD50, 16.005 µL/böcek; LD90, 22.195 µL/böcek) tespit edilmiştir. Bu çalışmadan elde edilen sonuçlar kontrollerle karşılaştırıldığında, O. majorana, S. pratensis,<br>T. spicata ve Z. clinopodioides bitkilerinden elde edilen uçucu yağların gelecekte L. decemlineata’nın erginlerine karşı mücadelede biyo-insektisit olarak kullanılabilecek potansiyele sahip olduğunu göstermektedir. &nbsp;</p> 2018-12-18T21:09:41+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/17 Zeytin Budama Artıklarının Vermikompost Olarak Değerlendirilmesi: Makro Elementler 2018-12-19T11:56:15+03:00 Selçuk GÖÇMEZ sgocmez@adu.edu.tr Korkmaz BELLİTÜRK korkmazbelliturk@nku.edu.tr Sevim TURAN sevimturan@gmail.com Cüneyt BAĞDATLI cuneytbagdatli@gmail.com Özlem ÜSTÜNDAĞ oustundag@adu.edu.tr <p>Bu projede, yörede bulunan zeytin budama artıkları ve ahırlardan elde edilen gübreler karıştırılarak ve ayrı ayrı, toprak solucanları ilaveli ve toprak solucansız ortamlarda laboratuvar koşullarında vermikompost yapılmıştır. Yem stokları tek tek analiz edilmiş, solucanlar ile beraber ve solucanlar olmadan karıştırılmıştır (B, BS, G, GS, BG ve BGS). Solucan türü olarak kompostlama fonksiyonu olan epigeik türler (Eisenia fetida L.) kullanılmıştır. Tüm uygulamalar laboratuvar koşulları altında 3 tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Her bir uygulamadan 30, 60, 90 ve 180. günlerde örnek alınıp toplam azot, P, K, Ca, Mg, pH, EC ve organik madde analizleri yapılmıştır. Sonuçlara göre, C/N oranı denemenin ilk 30 günlük inkübasyon süresi hariç, solucan ilave edilen uygulamalarda (BS ve GS), solucan ilave edilmeyenlere oranla daha düşük çıkmıştır. Solucanlı uygulama olan GS’nin ilk 30 günlük inkübasyon örneklemesi hariç diğer örnekleme günlerinde toplam inorganik N değeri yeterli bulunmuştur. Diğer yandan, GS, BS ve BGS uygulamalarında P noksan, K ve Ca yeterli bulunmuştur. Uygulama ve inkübasyon periyodu interaksiyonu göz önüne alındığında, pH, EC, organik madde, C, N, C/N, K, Ca ve Mg ( P hariç) miktarlarının istatiksel olarak önemli olduğu bulunmuştur (p&lt;0.01).Vermikompost çalışmalarının tanınması ile atık yönetiminin ve toprağın iyileştirilmesinin önemi özellikle gelecekte artacaktır.</p> 2018-12-18T21:14:16+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/19 Balkabağı, Havuç püresi ilavesiyle sebzeli kefir üretimi ve depolama süresince pH, su tutma kapasitesi, sinerezin değişiminin tespiti 2018-12-19T12:01:56+03:00 Selda BULCA Sbulca@adu.edu.tr Yağmur ÇETİN ycetin@adu.edu.tr Cansu GÜNAY cgunay@adu.edu.tr Özge GÜLER oguler@adu.edu.tr <p>Son yıllarda yapılan çalışmalar probiyotiklerin kanseri önleme ve kanser tedavisi için büyük bir potansiyele sahip olduğunu göstermiştir. Kefir, kefir tanelerinin çiğ süt ile inkübasyonundan üretilen Kafkas ve Tibet kökenli fermente bir süt ürünüdür. Çalışmalar, kefir üretiminin farklı türdeki meyve veya meyve pürelerinin eklenmesiyle yapıldığını göstermiştir. Ayrıca sanayide kefir üretiminde sade kefirlerin yanısıra farklı meyve ya da meyve pürelerinin eklenmesiyle kefir üretilmektedir. Ancak, sebze ilavesiyle kefir üretimi yapılmamaktadır. Bu nedenle, buçalışmanın temel amacı, sebzelerin ve kefirin sağlık açısından önemli özelliklerini birleştirerek, yeni bir fonksiyonel ürün üretmek ve sebze tüketmeyen çocuklar için beslenme alışkanlıklarını kazandırmaktır. Sebze olarak çalışmada farklı konsantrasyonlarda kabak ve havuç püresi ilave edilmiştir. Depolama sırasında sebzeli kefirlerinin üretilmesinden sonra özellikle pH değerindeki değişimin, su tutma kapasitesinin ve fermente süt ürünlerinin kalite parametreleri olarak bilinen sinerezin analiz edilmesine odaklanılmıştır.</p> <p>Sade kefirde en yüksek pH azalması gözlenmiş ve sebze ilavesinin depolama sırasında pH'nın düşüşünü koruduğu belirlenmiştir. Kefirlerin su tutma kapasitesi, depolama süresi boyunca önemli ölçüde artmıştır. Depolama süresi ve kefir tipleri önemli ölçüde sinerezi etkilemiştir.Kefir çeşitlerinin sinerezi yüksek düzeyde önemli olarak etkilediği saptanırken, depolama süresinin sinerezi istatistiksel olarak önemli olarak etkilediği saptanmıştır.</p> 2018-12-18T21:57:57+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/21 Su Stresi ve Bitkilerde Su Stresine Bağlı Fizyolojik Değişimler 2018-12-18T21:59:23+03:00 Seda ERDOĞAN BAYRAM erdoganseda@outlook.com.tr <p>Kuraklık, tarımsal üretimde ciddi verim kayıplarına neden olan etmenlerin başında gelmektedir. Ekolojik dengelerin hızla bozulması ve küresel ısınmaya bağlı oluşan iklimsel değişiklikler sonucu ortaya çıkan kuraklık; bitkilerin bu duruma karşı toleranslarının arttırılması yolunda ciddi önlemlerin alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bitkilerde; metabolik, mekanik ve oksidatif birçok değişikliğe neden olan kuraklık stresi, etki ettiği bitkinin genotipine ve gelişim basamağına bağlı olarak, bitkilerin sınırlı çevresel koşullara adapte olmasını sağlayacak birçok fizyolojik, biyokimyasal ve moleküler cevabı indüklemektedir. Bu çalışmada, kuraklık stresi, kuraklık stresinin bitkiler üzerindeki etkileri ve bitkilerin bu strese gösterdiği fizyolojik cevaplar ile adaptasyon mekanizmaları son yıllarda yapılmış çalışmalar eşliğinde irdelenmiştir.</p> 2018-12-18T21:59:23+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/20 Kaplı ve Kapsız Marul (Lactuca sativa var. longifolia cv. Cervantes) Tohumlarında Etkili Mutasyon Dozunun Belirlenmesi 2018-12-19T12:07:53+03:00 Şule SARIÇAM sulesaricam@gmail.com Yaprak KANTOĞLU yaprakkantoglu@gmail.com Şebnem ELLİALTIOĞLU sebnemellialtioglu@gmail.com <p>Tarımsal üretimde en önemli unsurlardan biri tohum ekimi ve tohumların uygun koşullarda Hafif, küçük ve şekilsiz tohumların ekimi oldukça güçtür. Tohum kaplama teknolojileri sayesinde makineli ekime uygun tohumlar elde edilir. Marul (Lactuca sativa L.) tohumları çok küçük olup 1000 tane ağırlığı yaklaşık 0.9 g’dır. Bu yüzden ticari marul tohumları kaplanmış olarak satılmaktadır. Yürütülen ıslah çalışmalarında nitelikli çeşitler, gen havuzlarının oluşturulmasında önem taşımaktadır. Marul ıslahında mutasyon önemli yer tutmaktadır. Mutasyon ıslahı, etkili mutagen dozu ile zengin bir fenotipik varyasyon yaratmak ve seleksiyon ile birkaç önemli özelliğin değiştirildiği daha iyi özelliklere sahip yeni çeşitlerin geliştirilmesi amacıyla kullanılmakta olan bir yöntemdir. Ancak bu tarz bir ıslah yönteminde ışınlama uygulaması yapılacak olan tohumun nem içeriği ve canlılığı ışınlamanın başarısında oldukça önemlidir. Günümüze kadar yürütülen çalışmalarda, kaplanmış tohumlu türlerde ışınlamanın etkileri üzerine bir çalışma yürütülmediğinden, kaplanmış tohumun ışınlanması ile ilgili bir bilgi mevcut değildir.</p> <p>Bu çalışmada, kaplanmış tohumların ıslah materyali olarak mutasyon ıslahı çalışmaları için uygun olup olmadığını belirlemek amacı ile Cervantes marul çeşidine ait kaplı ve kapsız tohumlar kullanılmıştır. Tohumlar, Co<sup>60</sup> kaynağı ile sekiz farklı dozda, 0-600 Gy arasındaki dozlarda (30 tohum/doz) ışınlanmıştır. Işınlamadan 30 gün sonra "Etkili Mutasyon Dozu"(EMD50) lineer regresyon analiziyle hesaplanmıştır. Buna göre 254,45 Gy’lik doz kaplı tohumlar, 254,49 Gy’lik doz kapsız tohumlar için etkili mutasyon dozu olarak belirlenmiştir.</p> 2018-12-18T22:01:32+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/22 Süt Siğirlarinda Bovine Adenovirus’un Virolojik Ve Serolojik Olarak Araştirilmasi 2018-12-18T22:13:21+03:00 Taylan KOÇ btkoc@adu.edu.tr Çiğdem OĞUZOĞLU cigdemoguzoglu@au.edu.tr <p>Sığır Adenovirusları (BAdV) tüm dünyada olduğu gibi, Türkiye'nin de birçok bölgesinde sığırcılık işletmelerinde görülen; subklinik veya hafif klinik bulgularla seyreden, immunsupressif viral ajanlardır. BAdV; genellikle sığırların solunum sistemine etki eder ve bağışıklık sistemini baskıladığından dolayı sekonder bakteriyel komplikasyonlara yatkınlık ortaya çıkabilmektedir. Bu durum; verim kayıplarına ve medikal harcamalarda artışa neden olmakta, özellikle bakteriyel enfeksiyonlar ile klinik tablo ağırlaştığından ötürü Adenovirus enfeksiyonunun maskelendiği olgular ortaya çıkmaktadır.</p> <p>Bu pilot çalışmada, Sığır Adenovirus enfeksiyonunun serolojik ve virolojik yönden araştırılması amacıyla, Orta Anadolu Bölgesi'nde Kırşehir ilinde yer alan ticari bir süt sığırcılığı işletmesinden gönderilen 66 kan örneği rastgele seçildi. Virolojik araştırma için moleküler teknikler kullanılmış olup, serolojik tetkikler BAdV-1 suşu kullanılarak virus nötralizasyon testi (VNT) ile yapılmıştır. Bu çalışmada, virolojik yönden herhangi bir pozitiflik elde edilemezken, 66 örnekten 58'inde (%87,87), 1:20 - 1:80 arasında değişen oranda BAdV-1nötralizan antikoru varlığı saptanmıştır. Bu sonuç; örnekleme yapılan süt sığırcılığı işletmesinde BAV enfeksiyonunun var olduğu ve subklinik olarak seyrettiği şeklinde yorumlanmıştır.</p> <p>Süt sığırcılığı işletmelerinde BAdV enfeksiyonu varlığı ve yaygınlığının, klinik bulgu varlığında yapılacak örneklemelerden (swap örnekleri) antijenik olarak araştırılması ve elde edilecek pozitifliklerin moleküler çalışmalar ile karakterizasyonunun yapılması tarafımızdan önerilmektedir. Böylelikle ülkemizde sirküle olan BAdV tiplerinin aydınlatılabilmesi</p> 2018-12-18T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/23 Genç Japon Bıldırcınlarında Rasyon Bor Kaynakları Ve Seviyelerinin Performans, Karkas Ağırlığı Ve Kemik Mineralizasyonuna Etkisi 2018-12-19T12:17:36+03:00 Vildan KOÇBEKER vildankocbeker@selcuk.edu.tr Yılmaz BAHTİYARCA yilmazbahtiyarca@gmail.com <p>Genç (Juvenile) Japon bıldırcınlarında rasyon bor kaynakları (boron source) ve seviyelerinin performans, karkas ağırlığı, karaciğer (liver) bor konsantrasyonu ve kemik mineralizasyonuna etkisini tespit etmek için bir araştırma yapılmıştır. Araştırmada günlük yaşta karışık cinsiyette 780 adet bıldırcın kullanılmıştır. Mısır-soya küspesine (corn-soybean meal) dayalı ilave bor içermeyen bazal rasyona (15,28 mg/kg bor) 4 farklı kaynaktan (borik asit, H<sub>3</sub>BO<sub>3</sub>; susuz boraks Na; boraks pentahidrat Na<sub>2</sub>B<sub>4</sub>O<sub>7</sub>.5H<sub>2</sub>O; boraks dekahidrat Na<sub>2</sub>B<sub>4</sub>O<sub>7</sub>.10H<sub>2</sub>O) 40, 80 veya 120 mg/kg bor ilave edilmiştir. Bıldırcınlar çalışmada biri bazal toplam 13 rasyon ile 3 hafta süreyle yemlenmiştir. Araştırma tesadüf parselleri deneme planında (completely randomized designe) 6 tekerrürlü (six replicates) olarak yürütülmüş ve her bir tekerrüre 10 adet bıldırcın konulmuştur. Rasyon bor kaynakları ve seviyeleri, bıldırcınların 0-3 haftalık yem tüketimi hariç performans özellikleri ve karkas ağırlığını önemli olarak etkilememiştir. Boraks penta ve dekahidrat ile beslenen bıldırcınların 0-3 haftalık yem tüketimi diğer kaynaklarla beslenen bıldırcınlardan önemli derecede (p&lt;0.01) düşük bulunmuştur. Rasyon bor seviyesi kemik (tibia) külü (%) ve kesme enerjisini önemli olarak (sırasıyla p=0.058 ve p&lt;0.001) etkilemiştir. Rasyon bor kaynak ve seviye interaksiyonu kemik mangan, bakır, çinko ve bor seviyelerini önemli olarak (sırasıyla p&lt;0.05, p&lt;0.05 ve p&lt;0.01) etkilemiştir.<br>Ayrıca rasyon bor konsantrasyonu karaciğer bor seviyesini önemli olarak (p&lt;0.05) etkilemiştir. Kemik özellikleri, rasyon bor kaynakları ve seviyelerinden farklı şekilde etkilenmiştir.</p> 2018-12-18T22:29:46+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/4 TÜKETİCİLERİN GELENEKSEL PEYNİRLERE ÖDEME İSTEKLİLİĞİ: TULUM PEYNİRİ ÖRNEĞİ 2018-12-19T10:42:35+03:00 Hakan ADANACIOĞLU, Doçent. Dr. hakanadanacioglu@gmail.com Ferit ÇOBANOĞLU, Doçent Dr. ferit.cobanoglu@adu.edu.tr Halil İbrahim YILMAZ halil.yilmaz@adu.edu.tr <p>Geleneksel peynirler için potansiyel bir pazar olmasına rağmen, tüketicilerin geleneksel peynirlere ne kadar ödemek istedikleri hakkında çok az şey bilinmektedir. Bu çalışmanın amacı, tüketicilerin geleneksel peynirler için ödeme istekliliğini belirlemektir. Çalışmada, tüketicilerin geleneksel peynirler için ödeme istekliliği, Türkiye'nin geleneksel peynirlerinden biri olan Tulum peynir örneğiyle incelenmiştir. Tulum peyniri, geleneksel olarak çiğ sütten üretilen, işlenmiş ve keçi derisinde olgunlaştırılmış bir Türk peyniridir. Çalışmanın verileri, İzmir'de yaşayan tüketicilerle yüz yüze görüşülerek elde edilmiştir. Tüketicilerin tulum peyniri için ortalama olarak ne kadar ödemeye hazır olduklarını tahmin etmek için Tobit regresyon modeli kullanılmıştır. Bu yöntem; fiyat, tüketim sıklığı, satın alma yeri ve sosyo-ekonomik özelliklerin tulum peyniri tüketimine etkisini değerlendirmek için kullanılmıştır. Çalışmada, bu değişkenlerin ödeme istekliliği üzerindeki marjinal etkileri de hesaplanmıştır. Araştırmaya katılan tüketicilerin, geleneksel üretim yöntemiyle üretilmeyen işlenmiş tulum peynirlerine göre geleneksel yöntemlerle üretilen tulum peynirlerini satın alırken %15 daha fazla ödemeye istekli oldukları bulunmuştur.&nbsp;</p> <p><strong>Anahtar sözcükler: </strong>Tüketici, ödeme istekliliği, peynir, geleneksel</p> <p>&nbsp;</p> 2018-12-19T10:42:35+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/24 Pamuk Yetiştiriciliği Yapılan Kireçli Alkalin Topraklara Uygulanan Elementel Kükürdün Pamuk Bitkisinin Ağır Metal İçeriğine Etkisi 2018-12-31T14:24:47+03:00 Bülent YAĞMUR bulentyagmur@ege.edu.tr Bülent OKUR bulent.okur@ege.edu.tr <p>Araştırma beş farklı lokasyonda (Koçarlı, Nazilli, Menemen, Salihli ve Söke), beş farklı seviyede kükürt (0-40-80-120-160 kg S/da) uygulanarak 2 yıl sürdürülmüştür. Denemenin başlangıç aşamasında kükürt elementinin farklı dozları uygulanmış ve bitkilerin bazı mikro element ve ağır metal içeriklerine olan etkileri araştırılmıştır. Hasat sonrası yapılan toprak analiz sonuçlarına göre toprak reaksiyonu % 0.6-% 4.2 arasında azalmalar göstermiştir. Kükürt uygulaması özellikle yaprakların Fe, Cu, Zn ve Mn mikro elementleri ile Cd ve Cr ağır metal içerikleri üzerine etkili olmuştur. Lokasyon farklılıkları da istatistiksel olarak mikro element ve ağır metal içerikleri üzerinde önemli bulunmuştur. En düşük mikro element ve ağır metal içeriği kontrol parselinde analiz edilirken en yüksek değerler 80 kg/da kükürt uygulanan (S2) parsellerde ortaya çıkmıştır. Yaprak analiz sonuçlarından elde edilen mikro element ve ağır metal içerikleri birçok araştırıcının önerdiği eşik değerler ile karşılaştırıldığında topraktaki pH düşüşlerine rağmen herhangi bir kirlenmenin veya aşırılığın olmadığı saptanmıştır.</p> 2018-12-31T14:23:11+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/26 Patates Sanayisinin Çikiş Sularindan Biyoplastik Eldesi Ve Özelliklerinin Tespiti 2018-12-31T14:57:06+03:00 Nurullah BULUT nurullahbulut@gmail.com Gülsün AKDEMİR EVRENDİLEK gevrendilek@yahoo.com Sibel UZUNER suzuner81@yahoo.com <p>Günümüzde yaygın bir şekilde kullanılan plastik ambalajlar doğada hemen parçalanamadığı için uzun vadede çevresel sorunlara neden olmaktadır. Bu durum plastik kullanımının azaltlmasını ve/veya plastiklere alternatif doğada hızlı bozunabilen biyoplastik ambalajların kullanımını gerektirmektedir. Plastik gıda ambalajları plastik ambalajların önemli bir hacmini oluşturmakta olup, bu ambalajların ikamesi için farklı hammadeler kullanılarak yenilebilir ambalajların ve/veya biyoplastiklerin üretimi önem kazanmaktadır. Bu nedenle çalışma kapsamında patates fabrikası arıtma tesisi çıkış sularından biyoplastik gıda ambalajı (biyopolimer) üretimi, üretilen bioplastiğin özelliklerinin tespiti ve biyopolimerin yüksek hidrostatik basınç (YHB) gıda işlemi (prosesi) altındaki davranışı incelenmiştir. Sonuçlar uygulanan basıncın biopolimerin özelliklerinde değişime yol açtığını ve uygulanan kuvvet ve uzamanın uygulanan basınç, proses süresi ve kekik uçucu yağına bağlı olarak değiştiğini göstermektedir. Elde edilen biyopolimerin gıda kaplamada kullanım olanakları araştırılmalıdır.</p> 2018-12-31T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/25 Fermente Acili Salgam Suyu (Şalgam) Içeceğinin Ultrasonikasyon Ile Prosesi 2018-12-31T14:55:07+03:00 Ceren ATEŞ cerenates@gmail.com Gülsün AKDEMİR EVRENDİLEK gevrendilek@yahoo.com Sibel UZUNER suzuner81@yahoo.com <p>Şalgam (fermente şalgam içeceği) çoğunlukla geleneksel metodlarla ve laktik asit fermantasyonu ile üretilen geleneksel bir üründür. Geleneksel şalgam acılı olarak üretilmektedir ve raf ömrünü uatmak ve tadını iyileştirmek için tuz eklenmektedir. Yüksek tuz konsantrasyonuna rağmen şalgam kısa raf ömrüne sahiptir ve raf ömrünü uzatmak için tüketiciler tarafından tercih edilmeyen sodyum benzoat eklenmektedir. Dolayısıyla şalgamın fiziksel ve duyusal özelliklerini olumsuz yönde etkilemeden raf ömrünü uzatacak alternatif proses teknolojilerine ihtiyaç duyulmaktadır. Çalışma kapsamında şalgamın ultrasonikasyon ile prosesi ve proses parametrelerinin fiziksel ve duyusal özelliklerindeki değişim ve mikrobiyel inaktivasyon üzerine etkileri araştırılmıştır. Farklı proses parametreleri altında proses edilen örneklerde fiziksel özelliklerde görülen değişimin proses parametrelerine bağlı olarak değiştiği görülmüştür. Duyusal özelliklerde önemli bir değişim gözlenmezken, artan proses süresi, sıcaklık ve amplütüdün mikrobiyel inaktivasyonu arttırdığı gözlenmiştir. Ultrasonikasyonun şalgamın raf ömrü üzerindeki etkileri de araştırılmalıdır.</p> 2018-12-31T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/27 Farkli Işik Dalga Boyu Ve Yoğunluğu’nun Chlorella Vulgarıs ‘In Büyümesi Ve Karbonhidrat Içerği Üzerine Etkisi 2018-12-31T15:02:55+03:00 Şebnem KURHAN sebnemkurhan@gmail.com Merve MAKİNECİ mervemakineci@gmail.com Ezgi ÇELİK ezgicelik@gmail.com Sibel UZUNER suzuner81@yahoo.com Gülsün AKDEMİR EVRENDİLEK gevrendilek@yahoo.com <p>Mikroalglerden biyokütle ve karbonhidrat üretimi için aydınlatma ve yetiştirme koşulları temel faktörlerdir. Bu çalışmada, çeşitli ışık dalga boyları, ışık yoğunlukları ve yetiştirme koşullarının <em>C.vulgaris</em>’in büyüme ve karbohidrat içeriği üzerindeki etkileri farklı dalga boylarındaki LED’ler kullanılarak araştırılmıştır. <em>C.vulgaris</em> 12:12 saat (aydınlık/karanlık) altında 10 gün boyunca farklı ışık çeşitleri (gün ışığı, kırmızı ve mavi) ve yoğunlukları (3000 ve 4000 lüks) ile büyütülmüştür. Aydınlatmanın etkileri 30±2°C kültür sıcaklığında farklı ışık yoğunluğu için araştırılmıştır. Dokuz &nbsp;gün boyunca 4000 lüks kırmızı ışıkta maksimum kuru biyokütle 0.38 g/L olarak elde edilmiştir. En yüksek indirgen şeker içeriği (447.09 mg/g) ışık verimine ve derin nüfuza bağlı olarak kırmızı renkte elde edilmiştir. Sonuç olarak, fotobiyoreaktörde kırmızı ışık altında yetiştirilen <em>C.vulgaris</em> algal biyokütle ve karbohidrat üretiminde etkilidir.</p> 2018-12-31T14:59:29+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/31 Topraksız Kültürde Kullanılan Farklı Materyallerin Çilek Bitkisinin Gelişmesi Ve Beslenmesi Üzerine Etkileri 2019-01-11T22:34:36+03:00 Saime SEFEROĞLU sseferoglu@adu.edu.tr Neslihan KELEŞ neslihankeles@gmail.com Hatice ACAR haticeacar@gmail.com Oğuz BATMAZ oguzbatmaz@gmail.com Sinan COŞKUN sinancoskun@gmail.com Güner SEFEROĞLU gseeferoglu@adu.edu.tr <p>Dünya’da ve Türkiye’de son yıllarda örtü altında çilek yetiştiriciliğinde ortam olarak farklı materyaller kullanılmaktadır. Bu materyallerin kullanımı ile topraksız tarım yetiştiriciliği de ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmanın amacı, topraksız tarımda kullanılan bazı materyaller (Torf, Perlit, Vermikulit, Talaş, Ağaç Kabuğu+Talaş, Torf+Talaş, Torf+Vermikulit, Torf+Perlit) ve besin çözeltisi olarak Hoagland’ın çileğin gelişmesi ve beslenmesi üzerine etkisi incelenmiştir. Yapılan analizler ve ölçümler sonucunda&nbsp; topraksız kültürde çilek yetiştiriciliğinde ( bitki boyu, yaprak saysı, çiçek sayısı, yaprak ve kök ağırlığı, klorofil a+b, besin maddesi içeriği) en iyi torf+ karışımlarda elde edilmiştir. Çilek yetiştiriciliğinde bitki gelişmesi ve beslenmesi açısından en iyi ortamları Torf+Perlit, Torf+Vermikulit, Torf+Talaş olduğu belirlenmiştir.</p> 2019-01-09T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/30 Erzurum Yöresindeki Farklı Coğrafik Konumlarda Bulunan Kırsal Yerleşimlerde Tarımsal Krediye Çiftçi Yaklaşımı 2019-04-25T15:33:32+03:00 Yasemin KUŞLU ykuslu@atauni.edu.tr Semih ÖZGEN semihozgen@gmail.com Hasan ER hasaner@gmail.com <p>Türkiye’de tarım alanlarının bölgelere göre dağılış oranları farklılık göstermektedir. Doğu Anadolu Bölgesi %10’luk pay ile işlemeli tarımın en düşük olduğu bölgedir. Bu çalışmada Erzurum yöresi dağ, orman ve ova gibi farklı coğrafik mekânlarda yer alan kırsal yerleşimler ele alınmıştır. Araştırmada yüz yüze anket yöntemi kullanılmış ve kırsal yerleşimlerde yaşayan ve geçimini tarımdan sağlayan işletme sahiplerinin tarımsal kredi kullanımına bakış açısı değerlendirilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla işletmeler sahip oldukları öz kaynaklarına göre gruplara ayrılmış ve öz kaynak ve kredi kullanımı arasındaki ilişki tespit edilmiştir. Çalışmada ayrıca kullanılan tarımsal kredi miktarı ve kullanım amacı göz önüne alınarak tarımsal krediden yararlanma etkinliği belirlenmiştir. Araştırma sonunda Erzurum yöresinde geleneksel tarım yapan işletmelerin tarımsal krediye genel olarak sıcak bakmadığı ve kendi öz kaynaklarını kullanmaya yatkın olduğu belirlenmiştir. Buna “inanç” ve “yetinme” duygularının neden olduğu gözlenmiştir. Yerleşimlerin bulunduğu coğrafik mekânların türlerine göre tarımsal kredi kullanımının farklılık gösterdiği en çok kredinin ovalarda bulunan işletmelerde kullanıldığı ortaya çıkmıştır. Tarımsal kredilerin en fazla büyükbaş hayvan alımında kullanıldığı bunu tarımsal mekanizasyonun takip ettiği tespit edilmiştir.</p> 2019-04-25T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement## http://tralleisdergi.site/index.php/tralleis/article/view/28 Erzurum Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi (Baat) Bazı Çıkış Ürünlerinin Peyzaj Alanlarında Kullanımı 2019-04-25T15:34:35+03:00 Elif AKPINAR KÜLEKÇİ ekulekci@atauni.edu.tr Yasemin KUŞLU ykuslu@atauni.edu.tr <p>Belirli yapıları ve dokuları olan peyzaj alanları, şehirlerin vazgeçilmez bir parçasıdır. Genellikle sosyal amaçlar için kullanılan bu alanlar yapay kültürün ya da doğal karakterin bir ürünü olarak ortaya çıkarlar. Peyzaj alanlarında, arıtma çamuru ve geri kazanılmış su gibi, atıksu arıtma tesislerinin (AAT) bazı çıkış ürünlerinin kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Uygulandığı alanların, ana bileşenleri olan bitki örtüsü ve toprak, AAT çıkış ürünlerin kalitesinden doğrudan etkilenmektedir. Benzer şekilde, zamanlarını bu alanlarda geçiren insanlar veya bu bölgelerde yaşayan hayvanlar bu ürünlerden doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmektedir. Bu nedenle, sulama ve bitki besleme yöntemleri için kullanılan geri dönüştürülmüş atıksu ve arıtma çamuru kalitesi önemlidir. Bu çalışmada, Erzurum Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisinden alınan geri kazanılmış atıksu ve arıtma çamurunun kentsel rekreasyon alanlarındaki kullanımı, olası sulama yöntemleri ile birlikte ele alınarak olumlu ve olumsuz yönler ortaya konulmaya çalışılmıştır. Arıtma çamuru ve geri kazanılmış atıksu, dünya geniş bir alana sahip rekrasyon alanlarında gübreleme gereksinimlerinin çevresel ve ekonomik yönden uyumlu bir şekilde azaltılmasında önemli bir rol oynayabilir. Basınçlı yüzey sulama yöntemlerinde (özellikle yağmurlama, mikro yağmurlama vb.) geri kazanılmış atıksuların kullanımı, bitki ve toprak yüzeylerinin kirlenmesine ve bunlarla temas eden ürünlerin hijyeni ve canlıların sağlığı açısından tehdit olabilir. Bu sebeple, uygun veya yüksek sulama verimliliğine sahip sulama yöntemlerinin (damla ve yüzey altı damla) en iyi seçenek olduğu söylenebilir. Yer altı damlama sulama sisteminin en büyük avantajı toprak yüzeyi ve bitki ile kirlenme olasılığının düşük olmasıdır. Kentsel yeşil alan sulama suyu ana iletim hatları (mor şebeke) yapılmalı ve modern sulama yöntemi olan damla sulama sistemine çevrilmelidir.</p> 2019-04-25T00:00:00+03:00 ##submission.copyrightStatement##